You are currently browsing the hope for better days weblog archives for December, 2009.
- Uncategorized (72)
- May 7, 2010: geldim yolun yarisina...
- February 28, 2010: bir fincan...
- February 8, 2010: Gidilmeyen Yol
- February 3, 2010: hiç
- December 21, 2009: heryerde kar var...
- December 13, 2009: ozetler...
- October 28, 2009: eserekli...
- October 27, 2009: uyku kardesim ver elini...
- September 20, 2009: onsekiz...
- September 14, 2009: 3 ay...
Blogroll
- almost turkish
- asliberry
- benibakbiyo
- blogcuanne
- cakil'in yeri
- cikolata cikolata
- edamame prensesi
- elif savas
- endiseli peri
- ev cini
- hastalardan ogrendiklerim
- hedikedi
- kırk fırın ekmek
- kek ve kahve
- kitubi
- miso
- montessori
- morkoyun
- ne guzel seyler
- neolitik hanim
- nurturia
- rotten tomatoes
- turkish cookbook
- yavruSu
- yesil erik
- yok ki
- Yok Ki'nin Bebisi
- May 2010
- February 2010
- December 2009
- October 2009
- September 2009
- July 2009
- June 2009
- May 2009
- April 2009
- March 2009
- February 2009
- January 2009
- December 2008
- November 2008
- October 2008
- August 2008
- July 2008
- June 2008
- April 2008
- March 2008
- February 2008
- January 2008
- December 2007
- November 2007
- October 2007
- September 2007
- August 2007
Archive for December 2009
heryerde kar var…
December 21, 2009 by admin.
yagarken ruya gibi, sonrasi rezillik…
Posted in Uncategorized | 1 Comment »
ozetler…
December 13, 2009 by admin.
Yazmadikca yazamaz oldum…biriktikce birikti hersey. En iyisi bir ozet geceyim;
- Her firsatta kapi araligindan kacip, disarilarda gezip dolanan sonra tekrar eve geri gelen ozgur ruhlu kedimiz Azbeyaz, yaz sonunda eve agzinda gururla getirdigi tarlafaresinden beri ev kediliginden disari kediligine gecip ozgurlugun tadini cikarmisti. Yemegini, suyunu duzenli veriyor, sadece geceleri eve aliyorduk. Aradigim hayvan barinaklarinin biri kedinizi getirebilirsiniz bize diye aradi gecen ay. Aglaya zirlaya vedalasarak ayrildik 6 yillik kedimizden. Bir baskasi onu evlat edinmese bile hayatinin sonuna kadar hayvan barinaginda kalabilecek. Gidip gormek, bal rengi gozlerine bakarak onu ne kadar sevdigimizi tekrar soylemek istiyorum ama dayanabilecegimi sanmiyorum.
- Birkac gun sonra Deniz 6 aylik oluyor. Yarim yildir birarada oldugumuza inanamiyorum. Denizkizi kimi zaman devrilse de artik oturabiliyor, bircok sebzenin meyvenin tadini ogreniyor, agiz dolusu guluyor, saclari uzuyor, sImsIkI sariliyor, tuttu mu birakmiyor, suya bayiliyor, oyuncaklarini geceden sabaha ozluyor, ismiyle seslenince bakiyor, annesiyle babasini mutfakta is yaparken seyretmeye bayiliyor, kucuk kiz sarkisini ne zaman nerede duysa sakinlesiyor, insanlari seviyor, onunla konusan insanlari daha cok seviyor. Zaman akip gecmis gibi geliyor ama her haftanin, her ayin oyle kendine has zorluklari ve guzellikleri oldu ki…Ozellikle annem dondukten sonra sayisiz sabaha yorgunluk ve uykusuzlukla “bugunu de bir atlatsam” diye uyandim. Ama insan yavrusunu nasil seviyormus, yuregine bu kadar cok sevgi nasil da sigabiliyormus saskinlikla yasadim. Sevgi oyle yogun, ve sevdigin insan yavrusu oyle masum-korunaksiz-herseyiyle sana teslim olunca insanin icini körkütük aşıkken oldugundan bile daha cok acitabiliyormus. Hamileyken dogum ve bebek bakimi gibi pratik onemi olan konularin yaninda “bebeginize olan sevginizle basedebilme yontemleri”, “uyuyan bebeginizi seyrederken aglamadan dimdik durmanin yollari” gibi dersler de olmali ki is yuku ve uykusuzluktan korkan bunyeler azindan boyle teselli bulsun diye dusundum.
- Julie and Julia, Moon, Funny People filmlerini begenerek seyrettim. Cumhurbaşkanlığı eski Basın Müşaviri Ali Baransel’in “Bıçak Sırtında” , Dr. Spock’un “Baby and Child Care”, Lise Eliot’un “What’s Going on In There: How the Brain and Mind Develop in the First Five Years of Life”, can dostum Turgay Avci’nin “Iki Teker Oykuleri” ve son olarak da Dan Brown’in “Last Symbol” kitaplarini basucu kitabi yaptim.
- Haftada 2-3 kere spor salonuna gitmeye calistim. Spor salonundaki Deniz’i birakabildigim kisa sureli kres kurtaricim oldu. Deniz’i cok kisa sureligine de olsa tanimadigim bir insanin kollarina ilk defa birakip giderken panik yasadim. Kreste calisan tombul zenci teyzenin kocaman goguslerine kafasini koydu. Donup bana bakmasini bekledim, bakmadi.
- Sayisiz defa uzun hazirliklar sonucu bebekle binbir telas evden cikip, haldir huldur biryerlere gidip, Deniz mizildandigindan birsey yapamadan ayni telasla eve geri geldim. Iste o anlarda cocuksuz, bagimsiz, haliyle kaygisiz gunlerimi cok ozledim.
- Bir kulak iltihabi, bir soguk alginligi, bir kanal tedavisi, ve uzakta gecen bir bayram daha atlattim.
- Butun bu sure zarfinda Turkiye’de olup bitenlere surekli uzuldum, sinirlendim, umutsuzlugun dibine vurdum. Hala dipteyim, bir turlu cikamiyorum.
Posted in Uncategorized | 1 Comment »