- Uncategorized (71)
- February 28, 2010: bir fincan...
- February 8, 2010: Gidilmeyen Yol
- February 3, 2010: hiç
- December 21, 2009: heryerde kar var...
- December 13, 2009: ozetler...
- October 28, 2009: eserekli...
- October 27, 2009: uyku kardesim ver elini...
- September 20, 2009: onsekiz...
- September 14, 2009: 3 ay...
- July 23, 2009: meme karmasasi (nipple confusion:)
Blogroll
- almost turkish
- asliberry
- benibakbiyo
- blogcuanne
- cakil'in yeri
- cikolata cikolata
- edamame prensesi
- elif savas
- endiseli peri
- ev cini
- hastalardan ogrendiklerim
- hedikedi
- kırk fırın ekmek
- kek ve kahve
- kitubi
- miso
- montessori
- morkoyun
- ne guzel seyler
- neolitik hanim
- nurturia
- rotten tomatoes
- turkish cookbook
- yavruSu
- yesil erik
- yok ki
- Yok Ki'nin Bebisi
- February 2010
- December 2009
- October 2009
- September 2009
- July 2009
- June 2009
- May 2009
- April 2009
- March 2009
- February 2009
- January 2009
- December 2008
- November 2008
- October 2008
- August 2008
- July 2008
- June 2008
- April 2008
- March 2008
- February 2008
- January 2008
- December 2007
- November 2007
- October 2007
- September 2007
- August 2007
uyku kardesim ver elini…
uyuyor simdi.
sabahlari uyandiktan sonra ancak 1-1,5 saat uyanik kalabiliyor. Kucucuk bedeni, surekli sunger gibi absorblayan kafasi ancak o kadar dayanabiliyor. Gunun geri kalan kisminda uyaniklik limitimiz 2 saat.
Uykusuzluga direncim cok cok az olmustur ezelden beri. Taa universite yillarindan beri sabahlayan, gece calisan ogrencilerden hic olamadim. Cunku ne zaman denesem ertesi gunumu bos bos bakip, kazan gibi bir kafayla gecirmisimdir. Deniz dogmadan once de en buyuk korkum uykusuzluga nasil dayanacagimdi. Ama hic korktugum gibi olmadi. Deniz cok uyudugundan degil de daha cok bende ve eminim butun yeni annelerde bebek aglamasini duydugumuzda tavan yapan adrenalinin ve turlu cesit hormonun etkisinden.
Deniz 3 aylik olmadan basladik uyku belirtilerini, gunluk uyku uyaniklik duzeniyle (daha cok duzensizlik) ugrasmaya. Cunku gunduz uykulari yarim saat oluyordu ve hem o hem ben fena yoruluyorduk. Aksam baba geldiginde yorgunluktan ve uykusuzluktan surekli mizmiz, aglak, sinir bir cocuk buluyordu karsisinda. Anne ve bebek grubundan tanistigim annelerle konustum, onlar ne yapiyorlar anlattilar. Bu isin sirri rutinde ve cocugun kendi haline birakilarak sakinlesmeyi ogrenmesindeymis. Yoruluncaya kadar aglatilip pes ettirilmesinden bahsetmiyorum. Ona buralarda “cry it out” diyorlar…Kulaga kotu geliyor gercekten ama uyku duzenini oturtabilmek icin 1-2 kere aci icinde bunu yaptigimizi itiraf ediyorum. Gece yatma rutinimizi hos kokulu bir bebek losyonuyla masaj, ardindan annemizin sesinden Ezginin Gunlugu’nun “Camdan Sakiz Akiyor”unu takiben iyi geceler kitabimizdaki kediye, kopege, tavsana, kuzuya, civcive ve de Deniz’e iyi geceler diledikten sonra besigine birakma olarak belirledik. Odasinda beyaz gurultu olmasina dikkat ettik dogdugundan beri. Arka fondaki beyaz gurultu (yagmur sesi, elektrik supurgesi ya da sac kurutma makinesi sesi) bebege anne karninda duydugu sesleri hatirlatarak uyumasini kolaylastiriyormus. Besige biraktiktan sonra agliyorsa 5 dakika sonra gidip emzigini verip, kafayi soyle bir oksayip odadan geri ciktik. Aglama devam ederse 10-15 dakika sonra tekrar girip ayni seyleri yaptik. Gittikce aglamanin siddeti azaldi ve bitti. Simdi aksam uykularimizda hic aglama yok diyemem, arada oluyor tabi ki ama artik hem Deniz hem de biz bununla basa cikmayi ogrendik.
Gunduz uykularinda masaj ve iyi geceler dileme kismini esgeciyoruz.
Gunduz ne kadar cok uyursa gece o kadar az uyur mantiginin yanlis oldugunu ogrendim. Uyku uykuyu cekiyor bebeklerde. Dinlenmis, sakin bir bebek daha kolay uyuyor, daha mutlu uyaniyor. Bu konuda okudugum “Healthy Sleep Habits, Happy Child” kitabindan cok yararlandim. Yazari Marc Weissbluth cocuklarda uyku bozukluklari konusunda uzmanlasmis bir cocuk doktoru. Uyku bozukluklarinin ve yetersizliginin cocuklarda saldirganliga ve kolik olarak bilinen surekli ve nedensiz aglamalara neden oldugunu soyluyor. Cocuklarin aktif ve hareketli olduklari uyaniklik evresini durgun ama uyanik olduklari bir evre izliyor. Asiri yorgunluk belirtileri sayilan esneme ve gozunu ovusturma, mizildama gibi davranislari henuz gostermeye baslamadiklari bu durgun ama hala uyanik hal en kolay uykuya gecebildikleri hal. Esnemeye, gozlerini ovusturmaya baslamalari asiri yorgunluk evresine girdiklerine isaretmis. Dr. Weissbluth bebeklerin gunlerini ortalama 3 saatlik dilimler halinde yasadiklarini soyluyor. Cogu bebekte iki uyku arasindaki 3 saatinin ise 2 saati uyaniklik, 1 saati uyku. Tabi bu bebegine gore ufak tefek oynamalarla beraber asagi yukari her bebekte ayni. Asiri uyarilmis, yorgun bebegin uykuya gecisi de cok zor ve bol aglamali oluyor. Dogru zamanda yatirilan bir cocukta ise bu gecis cok daha sorunsuz ve sakin. Cogu cocukta gozlemlemisizdir yorgunluktan uyuyamama, ilgi daginikligi ve sacma sapan oraya buraya kosma halini. Iste bu yorgunlugu izleyen son bir enerji patlamasi halini Dr. Weissbluth ilkel caglarda atalarimizin asiri yorgun olduklarinda bile doga kosullariyla basedebilmeleri icin salgilanan bir hormonun onlara son ve guclu bir enerji vermesine bagliyor.
Uyku duzenini oturttugunuzda ise cocuk uyurken ne yapacaginiz tamamen size kaliyor. Kimi zaman 2-3 degisik yemek yapmaya kadar varan verimlilik patlamalarini, koltukta bos bos etrafa bakip kafayi bosaltma terapileri izleyebiliyor. Bugun bendeniz beni uzun zamandir bekleyen temizlik ve daginikligi bosverip bunlari yazmayi sectim. Temizlik bir baska uykuya…
October 27, 2009 at 9:26 pm
Deniz’e masallah oncelikle! Gule gule buyusun, mutlulukla ve bol uykula elbet

Yazdiklarindan alinacak cok ders var, firsat buldukca yaz olur mu? Yakinda benden de haberler gelecek
October 28, 2009 at 9:03 pm
sagolasin yokkicigim. sen hele guzel haberi bi ver, her turlu yardima hazirim. daha anlatacagim cok sey var da blogu bebek gunlugune cevirdigimi farkederek dizginliyorum kendimi.
doktorayi kolaylamissindir umarim. bol sans diliyorum her konuda.
November 3, 2009 at 11:10 am
ah ben bu dünya güzelinin fotoğraflarını yeni gördüm. nasıl da büyümüş, güzelleşmiş, gözeleri açılmış düpedüz. gülücüklere bak sen. Şimdi en şahane zamanlarıdır. Tadını çıkart çok çok özleyeceksin bu hallerini. benim yerimede kocaman bir öpücük ne olur…
November 6, 2009 at 11:24 am
sagolasin KekveKahve,
Evet Deniz gunden gune buyuyor. Her gun bir baska bakiyor dunyaya, elleri daha guclu kavriyor tuttugunu. Agzi da degisik tatlara alismaya basladi. Bence her halleri guzel. Bu hallerini eminim ozlerim ama Sumi gibi ayaklandigi, bicir bicir konustugu, birseyler paylasabilecegim gunleri de iple cekiyorum. Sumi’ye opucukler!