You are currently browsing the hope for better days weblog archives for December, 2008.
- Uncategorized (71)
- February 28, 2010: bir fincan...
- February 8, 2010: Gidilmeyen Yol
- February 3, 2010: hiç
- December 21, 2009: heryerde kar var...
- December 13, 2009: ozetler...
- October 28, 2009: eserekli...
- October 27, 2009: uyku kardesim ver elini...
- September 20, 2009: onsekiz...
- September 14, 2009: 3 ay...
- July 23, 2009: meme karmasasi (nipple confusion:)
Blogroll
- almost turkish
- asliberry
- benibakbiyo
- blogcuanne
- cakil'in yeri
- cikolata cikolata
- edamame prensesi
- elif savas
- endiseli peri
- ev cini
- hastalardan ogrendiklerim
- hedikedi
- kırk fırın ekmek
- kek ve kahve
- kitubi
- miso
- montessori
- morkoyun
- ne guzel seyler
- neolitik hanim
- nurturia
- rotten tomatoes
- turkish cookbook
- yavruSu
- yesil erik
- yok ki
- Yok Ki'nin Bebisi
- February 2010
- December 2009
- October 2009
- September 2009
- July 2009
- June 2009
- May 2009
- April 2009
- March 2009
- February 2009
- January 2009
- December 2008
- November 2008
- October 2008
- August 2008
- July 2008
- June 2008
- April 2008
- March 2008
- February 2008
- January 2008
- December 2007
- November 2007
- October 2007
- September 2007
- August 2007
Archive for December 2008
çocuk öyküleri
December 29, 2008 by admin.
Daha henuz ilkokula bile gitmezken annemler 20-25 kitaplik bir set almislardi bana Can Yayinlarindan. Turk yazarlardan cocuk oykuleri…okumayi soker sokmez hepsini devirmistim, hala aklimdadir kimileri.Zamanla mahallenin cocuklarina, akraba cocuklarina, oraya buraya dagildi gitti o kitaplar. Belki sadece birkac tanesi kaldi elimizde.
Bu yaz da ben tersini yaptim, anneme dogumgununde “Can Cocuk 25 Yildan Secmeler” kitabini alip gonderdim. Nostalji olsun, hem derli toplu bir kitapta bulunsun, hem de kitap bir gun elime gecerse ben de okurum, bir de buyuk gozuyle incelerim oykuleri dedim. Neyse, istedigim oldu, kitap bana ulasti bir sekil. Tadina vara vara okudum cocukken okudugum oykuleri buyuk gozuyle…Icinde herbiri farkli bir Turk yazarin kaleminden cikma 29 oyku var. Yazildiklari yillar da 1981-2006 arasi.
Cogunlugundan buyuk keyif aldim okurken. Tabi oykuleri yazildigi yillara gore degerlendirmek daha anlamli oluyor. 80 li yillarda Almanya’ya gocle, iki kultur arasinda sIkIsip kalmislikla, gurbette memleket hasretiyle ilgili oykuler cikmissa yazarlarimizdan, 2000 li yillara dogru cevre bilincini, hayvan sevgisi, muzik sevgisi gibi konular geliyor gundeme.
Iki oyku var ki, okurken boyle de cocuk oykusu olur mu dedirtti ve beni dehsete dusurdu. Ilki Orhan Kemal’den “Inci’nin Maceralari”; Inci adinda kucuk bir kizin ustu katta oturan mendebur halasinin avlusunda bir kedi yavruluyor. cok guzel yavrulari var ama yiyecek bulmakta zorlaniyorlar. Inci, halasinin mutfagindan kedi icin yiyecek calarken yakalaniyor, babasi dovuyor ve birdaha halasina cikmasini yasakliyor. anne kedi cok acikinca alt kata Incilerin evinin penceresine geliyor kendini hatirlatmak icin ama Inci ona yasaklandigi icin birsey yapamiyor. daha sonraki gunlerde kedi acliktan yavrularini yiyor!!!?? sonra da insanlar iste bu kediler boyle nankor, bak ne bicim anne hic yavrularini yer mi diye kediyi sucluyorlar. nasil ama? tam cocuk hikayesi degil mi?
Digeri Sabahattin Ali’den “Arabalar Bes Kurusa”. Bu oykude de biri zengin ve biri fakir ayni sinifta okuyan 2 cocuk var ama cocuk olduklarindan zengin/fakir/sinif ayrimi diye birseyden habersizler. Fakir cocuk annesiyle beraber sokakta tahtadan araba satiyor. Zengin cocuk da oyuncakci dukkanindan cikinca bunu goruyor yanina gidiyor, konusuyorlar guzel guzel. Derken zengin cocugun kurk mantolu koko$ annesi gelip ogluna diyor ki ” aaaa, kimlerle konusuyorsun sen oyle?”. Cocuk da “ama anne biz okulda ayni siniftayiz” diyor. Kadin fakir cocugun omzuna semsiyesiyle vuruyor, fakir cocugun gozlerinden yaslar suzulurken donup kendi ogluna “okul idaresiyle konusucam seni kendi seviyende olmayan insanlarla ayni sinifa koymak neymis ogreticem” diyor.
Simdi ben o kucucuk yasimda bu oykuyu okudugumu cok net hatirliyorum. Yazilmasindaki alt amac neydi acaba diye dusunmemek elde degil. O yastaki cocuklara sinif farkliliklarini mi ogretmeye calisiyorsun, ideolojini mi pompaliyorsun? zenginden nefret et, fakiri sev mi diyorsun? Verilmek istenen mesajin dogrulugunu yanlisligini sorgulamayi bir kenara birakacak olursak, mesajin boylesine uzucu, boylesine can yakici bir gerceklikle yazilmasini cok acimasiz buldum acikcasi. Cunku zaten ezik, baski altinda buyumus 80 kusagi cocuklari, yani ben ve benim kusagim okuduk bunlari. Belki daha merhametli, daha icli coculardik ama sanki daha bir ezik buyuduk bunlarla…
Posted in Uncategorized | 1 Comment »
orada bir köy var uzakta…
December 11, 2008 by admin.
Biraz once gunluk blog turlarimi gerceklestirirken Yok Ki sagolsun karsima cikardi bu gulen cocuk yuzlerini. oradaaa, taa uzaklardaki koylerde, soguk yanigi yuzlerindeki utangac neseye takildim. Nasil da guzeller…
Koy ogretmenleri aralarinda haberlesebilecekleri, okullarindaki eksik gedikleri duyurabilecekleri bir site kurmuslar. Hepimiz biliyoruz sorunlar, carpikliklar, lackalik bitmek tukenmek bilmiyor ulkemizde ama bakin boyle disiyle tirnagiyla birseyler yapmaya calisan, guzel, fedakar insanlar da var.
buralardan ne yapabiliriz diye dusunuyorum. fikri olanlar?
Posted in Uncategorized | No Comments »
