You are currently browsing the hope for better days weblog archives for June, 2008.
- Uncategorized (72)
- May 7, 2010: geldim yolun yarisina...
- February 28, 2010: bir fincan...
- February 8, 2010: Gidilmeyen Yol
- February 3, 2010: hiç
- December 21, 2009: heryerde kar var...
- December 13, 2009: ozetler...
- October 28, 2009: eserekli...
- October 27, 2009: uyku kardesim ver elini...
- September 20, 2009: onsekiz...
- September 14, 2009: 3 ay...
Blogroll
- almost turkish
- asliberry
- benibakbiyo
- blogcuanne
- cakil'in yeri
- cikolata cikolata
- edamame prensesi
- elif savas
- endiseli peri
- ev cini
- hastalardan ogrendiklerim
- hedikedi
- kırk fırın ekmek
- kek ve kahve
- kitubi
- miso
- montessori
- morkoyun
- ne guzel seyler
- neolitik hanim
- nurturia
- rotten tomatoes
- turkish cookbook
- yavruSu
- yesil erik
- yok ki
- Yok Ki'nin Bebisi
- May 2010
- February 2010
- December 2009
- October 2009
- September 2009
- July 2009
- June 2009
- May 2009
- April 2009
- March 2009
- February 2009
- January 2009
- December 2008
- November 2008
- October 2008
- August 2008
- July 2008
- June 2008
- April 2008
- March 2008
- February 2008
- January 2008
- December 2007
- November 2007
- October 2007
- September 2007
- August 2007
Archive for June 2008
komsu komsunun…
June 19, 2008 by admin.
Eski bir atasozumuzu anma firsatim oldu gecen gun…Yan dairemizdeki Badem ailesinden bahsetmistim degil mi?Haftasonu internetten ismarladigim koltuk ortulerini getiren kargo sirketinin azizligine ugradik gecen gun. Bizi evde bulamayinca Badem ailesinin kapisini calmislar, ya da bizim yerimize onlarin kapisini calmislar iste olmus bir karisiklik ve paketi oraya birakmislar. Eve gelip de kapidaki paketinizi 9 numaraya biraktik seklindeki notu alinca dumura ugradik tabi.
Kargo notunun alip gidip caldim kapilarini. 2-3 yaslarinda sirin bir oglan cocuguyla evde olmasina ragmen ustu basi oldukca kapali genc bir bayan actilar kapiyi. Anlattim durumu…”Paket burada” dedi bayan, “kusura bakmayin kaldiramiyorum” diye ekledi. Soyle bir dikkatli bakinca en az 5-6 aylik hamile oldugunu farkettim. Beni iceri davet edince ne diyecegimi bilemeyerek “simdi gelmeyeyim, cok sagolun” dedim. Bademcik oyle tatliydi ki egilip onu biraz mincikladim, sevdim, konustum. Gorusuruz diyerek ayrildik…
Posted in Uncategorized | 1 Comment »
“aldigi kadar un” muammasi…
June 14, 2008 by admin.
Bu diyarlarda zaten tadi-dokusu birseye benzemeyen domateslerde bir de ustelik salmonella bakterisine rastlandi. Yuzlerce kisi hastanelerde…Eve domates almiyoruz haliyle, gecen haftadan kalanlari da yemedik. Buna ragmen, kaya gibi bagisiklik sistemimle e$-dost alemlerinde nam salmis bendeniz, dun sabah mide bulantisiyla uyandim, ilerleyen saatlerde ise izin alip eve geldim. 2-3 saat kendini bilmez halde hafif de atesli yattiktan sonra, biraz ayilir gibi oldum. Su ve elektrolit karisimini icebildigim kadar ictim yavas yavas. O kadar kisa sure de olsa cikan atesim butun eklemlerimi agritmaya beni halsiz birakmaya yetti.Aksam da benden hayir gelmedi, sizdim gittim…
Bugun cok daha iyiyim. Sabah ayakta durunca tansiyonum dusuyordu, cok halsizdim ama gun ilerledikce bitim kanlandi galiba MutfakRobotunu okurken gaza gelip ne zamandir karsima cikanTahinli kurabiyeleri yapmaya giristim. Malzemelerinin az ve oz olusu gaza gelmemde en buyuk etkendi. Cogu tariften beni daha yapayim mi acaba diye dusunmeden vazgeciren “aldigi kadar un” disinda…MutfaRobotunun verdigi miktarlarin yarisini kullaninca ve 20 tane kurabiye elde ettim.
1/2 cup=yarim su bardagi
-1/2 c. tahin
-1/2 c. sivi yag
-1/2 c. pudra sekeri
-1/2 paket kabartma tozu
-aldigi kadar un :)))) deney sonuclarimi asagida aciklayacagim
Bu aldigi kadar un muammasini labda gecirdigim yillarin hatirina cozerse kontrollu deney cozer dedim. Once yarim c. unu korkmadan ekledim, karisim oldukca siviydi. Bir yarim daha ekledigimde hala toparlanasi yoktu ama bundan sonrasina dikkat etmek gerekiyordu. Sonrasinda 1/4 c. un ekleyerek devam ettim. Oldu herhalde artik bu dedigimde hamur elime yapismiyordu ve hamurdan bir parca alip ceviz buyuklugunde yuvarlaklar yapip, tepsiye koydugumda cok hafifce yayiliyordu yani ceviz ceviz olarak kalmadi…Yarisini boyle yapmaya, hamurun diger yarisina da biraz daha un eklemeye karar verdim ve 1/4 c. dan biraz daha az un ekledim. Bu sefer yogururken acaba hamur fazla undan parcalanmaya mi basliyor endisesi burudu icimi…ama neyse ki kolayca ceviz buyuklugunde yuvarlaklar yapabildigim, ve cevizlerin de ceviz olarak kaldigi yogunlukta bir hamur elde ettim. ama anladim ki bu endise icimi burudugunde hamur alacagi kadar unu hatta belki biraz da fazlasini almis oluyor. Evet ama deneyin en onemli kismi henuz tamamlanmamisti;
Bir elimle kulak mememi yokladim, diger elimle de hamuru…inanilmaz ama gercek, hamur azicik daha sertti galiba…
180 C (350 F) de 22 dakika pisirip, 10 dakika da sogumasini bekledikten sonra sizler icin buyuk bir fedakarlikta bulunarak farkli miktarda unla yapilmis 2 kurabiyeyi yedim. evet evet, yedim!! Tahin ve pudra sekeri birlesimi tamamen puruzsuz bir doku vermis kurabiyelere, sanki tahinli un kurabiyeleri gibi…cignerken agzinizin hertarafini oyle kapliyorlar ki bir an asla yutamayacaginizi dusunuyorsunuz. Kulak memesi testi yanilmadi sevgili okur. Iki gruptaki kurabiyeler de cok lezzetliydi ama maalesef ekstra un eklemedigim kurabiye daha bir agizda dagildi ve tahin aromasi daha belliydi, ustelik diger gruba gore daha fazla kabarmislardi.
Anladim ki un eklerken hamurun biraraya gelip gelemeyeceginden suphe edilen nokta “aldigi kadar un” treninin kactigi noktadir ve neresinden donulse kardir. Elde sekil verilebiliniyorsa ne ala, yoksa ondan sonrasini kasik kasik eklenebilecek sut veya yogurt kurtarir…
Posted in Uncategorized | 2 Comments »
unutmamak icin…
June 6, 2008 by admin.
Ezilen, asagilanan, cinsel taciz ve fiziksel siddete maruz kalan, mal yerine konulan, kirli savaslarda canlarindan can kattiklarini yitiren, namuslarinin bacaklari arasinda ya da sac tellerinde gizli oldugu henuz kucuk birer kiz cocuguyken kafalarina kazinan, oyunlariyla beraber gulusleri de yarim kalmis, zamanla bakislari once kadinligindan sonra varolusundan utanir hale gelen butun kadinlarin acilarini anlatmak mumkun mudur? Khaled Hosseini denemis bu zor isi Bin Muhteşem Güneş (A Thousand Splendid Suns) isimli kitabinda. Bu acilari yasayanlardan ozur dileyerek, okuduklarimi, okurken zihnimde canlananlari ve bunlarin sadece Afganistan’da degil, maalesef kendi ulkemde hem de belki tam da o an yasaniyor oldugunu unutmak istedigimi itiraf etmeliyim. Unutmamak icin not dusuyorum;
“When it’s time for Jalil to leave, Mariam always stood in the doorway and watched him exit the clearing, deflated at the thought of the week that stood, like and immense, immovable object, between her and his next visit. Mariam always held her breath as she watched him go. She held her breath and, in her head, counted seconds. She pretended that for each second she didn’t breathe, God will grant her another day with Jalil.”
~~~
“What a stupid girl you are! You think you matter to him, that you’re wanted in his house? You think you’re a daughter to him? That he is going to take you in? Let me tell you something. A man’s heart is a wrenched thing, Mariam. It isn’t like mother’s womb. It won’t bleed, it won’t stretch to make room for you. I’m the only one who loves you. I’m all you have in this world, Mariam, and when I’m gone you’ll have nothing. You are nothing!!”
~~~
Posted in Uncategorized | 2 Comments »
Heryerdeler…
June 2, 2008 by admin.
Dunyanin obur ucunda burnumuzun dibinde bittiler. Fethullahcilardan bahsediyorum…Evet! 4 yildir oturdugumuz apartmanda tam alt daireye 2 Turk genc, bos olan yan daireye de badem biyikli bir adam (badem), turbanli esi(bade) ve kucuk ogullari(bademcik) tasindilar.
Gelir gelmez apartmanda simdiye kadar hic sahit olmadigimiz bir sekilde kapilarinin onunde 5-6 cift ayakkabi, cesitli cap ve ebatta koliler ve ivir zivirla doldurdular. Her onunden gectigimizde sinirlendik. Bu kadarla bitmedi her haftasonu yan dairemizde adeta bir cemaat toplanir oldu. Gelen giden turbanlilarin, badem biyiklilarin haddi hesabi yok. Selaminaleykumler, allaha emanet olunlar koridorlarda yankilaniyor. Boyle gunlerde kapilarinin onundeki cami kapisini aratmayacak sayidaki ayakkabilardan, apartman girisinden duyulan yemek kokularindan bahsetmeye bile gerek yok saniyorum.
Neyse efendim…Gecen hafta buradaki ogrenci dernegimize bir piknik duzenlenecegine dair bir mesaj geldi. Piknigi ACEF isimli bir dernegin duzenledigi, bu civardaki butun Turklerin davetli oldugu, piknige giderken hicbirsey goturmemize gerek olmadigi, zira yenecek, icecek herseyin onlar tarafindan karsilanacagi, bizlerin misafir edilecegi yaziyordu. Takdir edersiniz ki oldukca killandirici bir durum bu…Okur okumaz bu isin altindan bir is cikacak dedim. Nitekim ACEF isimli dernegin Fethullah Gulen’in kurdugu Pioneer Science of Academy ve BATO (Burlington American Turkish Organization) isimli okul ve organizasyonlara bagli bir alt kurulus oldugu ortaya cikti. Bu din tacirleri Amerika’nin su kucucuk eyaletinin kucuk bir universite sehrindeki insanlari tavuk kanadiyla, kofteyle, piyazla orgutlemeye calisiyorlar anlasildigi uzere. Boyle de organize ve hirs kupu insanlar. Ummetci davranisin gerektirdigi uzere sorgulamiyor, soyleneni yapip, eyleme geciyorlar.
Kapimiz calindi gecen pazar gunu gunduz vakti. Baktik ki alttaki 2 gencten biri…
- Merhaba, bizim yarin piknigimiz var da, sizi de davet etmek icin ugradim. Blahblah parkinda, su saatte olacak, buyurun gelin…dedi
Zaten piknigi kimlerin duzenledigiyle ilgili tuyoyu kapmis ve zebahtan beri kendi kendine dolup tasmakta olan olan evinadami ise “kusura bakma yaa, bizim Fethullahcilarla isimiz olmaz” diyerek bunca yil sonra beni bile bazen sasirtabilen bir netlikte cevap verdi.
$oku yiyip afallayan genc ise;
- hmmm, demek bu kadar acik ve netsin…dedi
Evinadami “kardes, ben neredeyse 10 yildir buradayim, kimin ne mal oldugunu biliyorum artik” diyerek gelen kisiyi kos kos geri gonderdi:))
Kapiyi kapattik. Uzanip alnindan optum. “Yigidim” dedim, yuregime soguk sular serptin…
Aaa bu arada ogrendim ki chat alemlerinde nasil ki selam “slm” olarak, see you “cU” olarak kisaltilageldiyse, bu cemaat de dillerine doladiklari allaha emanet olun seklindeki sozcuk obegini “AEO” olarak kisaltmis duyduk duymadik demeyin!! Kapidan birilerini ugurlarlarken duydum. Cok guldum cooook:)))
Posted in Uncategorized | 1 Comment »