Calendar
Categories
- Uncategorized (72)
Latest Postings
- May 7, 2010: geldim yolun yarisina...
- February 28, 2010: bir fincan...
- February 8, 2010: Gidilmeyen Yol
- February 3, 2010: hiç
- December 21, 2009: heryerde kar var...
- December 13, 2009: ozetler...
- October 28, 2009: eserekli...
- October 27, 2009: uyku kardesim ver elini...
- September 20, 2009: onsekiz...
- September 14, 2009: 3 ay...
Links
Blogroll
- almost turkish
- asliberry
- benibakbiyo
- blogcuanne
- cakil'in yeri
- cikolata cikolata
- edamame prensesi
- elif savas
- endiseli peri
- ev cini
- hastalardan ogrendiklerim
- hedikedi
- kek ve kahve
- kırk fırın ekmek
- kitubi
- miso
- montessori
- morkoyun
- ne guzel seyler
- neolitik hanim
- nurturia
- rotten tomatoes
- turkish cookbook
- yavruSu
- yesil erik
- yok ki
- Yok Ki'nin Bebisi
Archives
- May 2010
- February 2010
- December 2009
- October 2009
- September 2009
- July 2009
- June 2009
- May 2009
- April 2009
- March 2009
- February 2009
- January 2009
- December 2008
- November 2008
- October 2008
- August 2008
- July 2008
- June 2008
- April 2008
- March 2008
- February 2008
- January 2008
- December 2007
- November 2007
- October 2007
- September 2007
- August 2007
Oh! Nuts!
Amazonda buldum keciboynuzlarini. Ingilizcesini de Morkoyun yazmisti sagolsun. Carob. Bir poundunu 2.99 dolara gorunce keciboynuzuna hasret bunye gaza geldi 1, 2 derken en son 3 pound ismarlarken buldum kendimi. Oh!Nuts diye bir sirket uzerinden geldi Delaware ellerine. Cikti geldi koca bir torba keciboynuzu. Baska cani ceken varsa seve seve gonderirim, soz…
Bekledigimden cok daha sertti boynuzlar. Tozluydu da ustelik. Yikayip, 5-10 dakika ilik suda bekletince azicik yumusar gibi oldular.

April 2, 2008 at 8:56 am
İnsanın canı gurbette inadına en zor bulunan şeyleri çekiyor değil mi?
Sevgili hopeforbetterdays, Türkiye’de olsan canın bu kadar çeker miydi keçiboynuzunu merak ettim inan.
Çocukluğumda Antalya’nın park ve bahçelerinde ağaçlardan uzanıp kopardığımız keçiboynuzu kemirip kemirip ağzıma birşey gelmediğini gördüğüm günden beri aklıma düşmeyen keçiboynuzunu, senin ve mor koyunu sayfasını okurken oralarda ulaşmak zor diye mi özlediğinizi merak edip duruyorum bir süredir?
sevgiler
April 2, 2008 at 4:06 pm
Selam KekveKahve
Yok ben ezelden beri severim de Turkiye’den valize atip getirmeye korktugum icin bugune kadar aklima getirmemeye calismistim acikcasi. Zira cekirdekli meyve falan bulurlarsa ceza vermek zorunda kalabiliyorsun. Bu yuzden bir arkadasim hayatinin en pahali portakalini ve ayvasini(!) yemisti.
keciboynuzlarim hayal ettigim kadar iyi cikmadi. cok sertler, suya koyup yumusattiktan sonra tekrar kuruduklarinda iyice ta$ kesiliyorlar. yine de kemiriyorum cayin yaninda:)
sevgiler
April 10, 2008 at 9:14 am
muscum,

manyaksin!!
ay ve oyle haklisin ki!
benim de avustralyadayken eti-cin krizlerim aklima geldi.. tabii senin bu krizinden daha engineered bir urun ama turkiye de olan hic biryerde yok gibi. dime?!
carsamba jazz cafede konserim gelsene.. dunya kibari kocan da davetli tabe.
April 11, 2008 at 9:09 am
Ay Hedi, dunya kibari kocan diyerek guldurdun beni:) ben adami bir bakista cozerim diyorsun yani!!ne guzel olurdu konserine gelebilsem…belki blogunda link mink verirsin, belkim youtubee koyarsin da hem gorur hem dinleriz bahaneyle.
aaa kizim bizim Turk bakkalimiz var burada, eti cin nedir ki tuplu cokokremlerden bilem var:)) belki simdi avustralya’da sizin oturdugunuz yerde de vardir bir Turk bakkal, ne de olsa biz heryerdeyiz artik.
sana bisey diyim, tuplu cokokremler de bozulmus (ya da biz buyuduk…).
April 25, 2008 at 2:05 pm
keçiboynuzunu seviyorum ama yemeğe korkuyorum içinden kurt çıkıcak ve anlamıcam diye. çünkü anlaşılması zor bi renk yapısı var =)
April 25, 2008 at 2:43 pm
Yaa o konuda ben de paranoyagim aslina bakarsan. Hele de keciboynuzu uzerinde birkac delik falan gorduysem ya atiyorum ya da 10 kere bakip 1 kere isiriyorum. ayni sey kiraz, incir falan yerken de gecerli tabi. hayat zor;)