You are currently browsing the hope for better days weblog archives for March, 2008.
- Uncategorized (71)
- February 28, 2010: bir fincan...
- February 8, 2010: Gidilmeyen Yol
- February 3, 2010: hiç
- December 21, 2009: heryerde kar var...
- December 13, 2009: ozetler...
- October 28, 2009: eserekli...
- October 27, 2009: uyku kardesim ver elini...
- September 20, 2009: onsekiz...
- September 14, 2009: 3 ay...
- July 23, 2009: meme karmasasi (nipple confusion:)
Blogroll
- almost turkish
- asliberry
- benibakbiyo
- blogcuanne
- cakil'in yeri
- cikolata cikolata
- edamame prensesi
- elif savas
- endiseli peri
- ev cini
- hastalardan ogrendiklerim
- hedikedi
- kırk fırın ekmek
- kek ve kahve
- kitubi
- miso
- montessori
- morkoyun
- ne guzel seyler
- neolitik hanim
- nurturia
- rotten tomatoes
- turkish cookbook
- yavruSu
- yesil erik
- yok ki
- Yok Ki'nin Bebisi
- February 2010
- December 2009
- October 2009
- September 2009
- July 2009
- June 2009
- May 2009
- April 2009
- March 2009
- February 2009
- January 2009
- December 2008
- November 2008
- October 2008
- August 2008
- July 2008
- June 2008
- April 2008
- March 2008
- February 2008
- January 2008
- December 2007
- November 2007
- October 2007
- September 2007
- August 2007
Archive for March 2008
Oh! Nuts!
March 31, 2008 by admin.
Amazonda buldum keciboynuzlarini. Ingilizcesini de Morkoyun yazmisti sagolsun. Carob. Bir poundunu 2.99 dolara gorunce keciboynuzuna hasret bunye gaza geldi 1, 2 derken en son 3 pound ismarlarken buldum kendimi. Oh!Nuts diye bir sirket uzerinden geldi Delaware ellerine. Cikti geldi koca bir torba keciboynuzu. Baska cani ceken varsa seve seve gonderirim, soz…
Bekledigimden cok daha sertti boynuzlar. Tozluydu da ustelik. Yikayip, 5-10 dakika ilik suda bekletince azicik yumusar gibi oldular.
Posted in Uncategorized | 6 Comments »
alternatif yemek isimleri…
March 7, 2008 by admin.
Guzel Turkiyem’deki taze alevlenen mustehcen yemek isimleri tartismasina nacizane bir katkida bulunayim dedim ey dostlar.
Buyurun benden alternatif yemek isimleri…Siz de katkilarinizi esirgemeyin, onlara inat Turk mutfagindaki mustehcen yemek isimlerini ustelik kadin vucuduyla sinirli kalmamak sartiyla zenginlestirelim.
dilber kukusu
haspa memesi
cikolatali orgazm pastasi
delikanli pazusu
yeniyetme çükü (buzlu/dondurmali pasta)
aslanim tatlisi
gerdek böregi
tamirci catali kurabiyesi
g-noktasi (damla cikolatali kurabiye)
koçççum yumurtasi
kiçimin killari pismaniyesi
Posted in Uncategorized | 2 Comments »
haftasonu mahsulleri
March 3, 2008 by admin.
Cuma aksami seyrettik arkadaslarla. Iyi bir film izleyicisiydim eskiden ama yillar yili hollywood filmlerine maruz kalmisligimdan oturu film analiz yetenegimi buyuk olcude yitirmis oldugumu dusunuyorum. Saniyorum bu dusuncemi dogrulayacak bir filmdi No Country for Old Men. Iyi oyuncular (Tommy Lee Jones, Javier Bardem), muziksiz, ya uzun sessizliklerin ya da guney aksanli uzun konusmalarin gectigi modern bir vahsi bati filmi. Guney aksanli konusmalarin cogunu anlayamadigimi utanarak itiraf etmek istiyorum. Akademinin affina siginarak filmi sIkIcI buldugumu belirtmek istiyorum…hem ben kimim ki degil mi dostlar? sIkIlmIsIm, eglenmisim, gozlerimi kisip oyuncularin agizlarina odaklanip soylediklerini desifre etmeye calismisim, kafam patlamis kimin umurunda?
Iste bu tam bana gore bir filmdi. Uzun zamandir gormek istiyordum. Bizim koyun ucuz sinemasina gelmesi de itici faktor oldu tabi. Zeki esprilerle dolu, hayatin icinden, basit ama etkileyici bir konusu var. Juno rolundeki Ellen Page bana hareketleri, konusmasi ve yuruyusuyle bizim salsaci catlak Liz’i hatirlatti. 16 yasinda bir kiz ve ailesinin aniden cikagelen bir hamilelikle yuzlesmesi, ona alismasi, kacinilmaz bir sekilde bebekle beraber buyumesi…Seyredelim, sevelim…
Ahhh ki ne ahh…Aldigim ilk sevgililer gunu hediyesinin cumartesi pazar demeyip sabahin kor vaktinde (ise giderken bile uyanmadigim kadar erken) uyanip sayfalarini acar acmaz beni saatler, gunler boyu esir alacagini, yatagimda sessiz sessiz ziril ziril aglatacagini ne ben ne de hediyeyi veren sevgili bilebilirdik. Son zamanlarda Vedat Turkali’nin “Bir Gun tek Basina” kitabini boyle soluksuz okumustum. Bittiginde de bir daha boyle okuyacagim bir kitap kimbilir ne zaman elime gecer demistim. Yanilmisim. Iki Afgan cocugun ilginc, okurken insanin canini yakan dostluklarinin anlatildigi bir kitap. Cocuklardan birinin, sansli olanin mi demeli bilmiyorum, hayati Rus isgalinden sonra Amerika’da devam ediyor. Basarili bir yazar olmasina ragmen geride biraktigi Hassan’in hayali ve ic hesaplasmalari onun pesini hic birakmiyor. Taliban rejimi altinda kivranan Afganistana kisa sureligine geri dondugunde ise hersey, heryer oyle yabanci ki…
Okurken bana en ilginc gelen seylerden biri kitapta gecen bircok Farsca kelimelenin Turkce’de kullanildigini gormek oldu. Oyun gibiydi. Tashakor, khasta, ghazi, namoos, nikah, istirham, su an aklima gelenler..Dahasi; Nasrettin Hoca (mulla nusraddin diye geciyor kitapta) fikralari vardi. kelimeler bir yana, orta dogulu insanin batidan farkli deger yargilari, saygi-sevgi-namus anlayisi, ve hayati acisiyla tatlisiyla kabullenisinin yanisira iste o deger yargilarinin tehdit altinda oldugunu hissettigindeki gereksiz dikbasliligi ve asiligi…ve cay..ille de demlisinden en bi karasindan bardak bardak cay…
Posted in Uncategorized | 2 Comments »


