- Uncategorized (72)
- May 7, 2010: geldim yolun yarisina...
- February 28, 2010: bir fincan...
- February 8, 2010: Gidilmeyen Yol
- February 3, 2010: hiç
- December 21, 2009: heryerde kar var...
- December 13, 2009: ozetler...
- October 28, 2009: eserekli...
- October 27, 2009: uyku kardesim ver elini...
- September 20, 2009: onsekiz...
- September 14, 2009: 3 ay...
Blogroll
- almost turkish
- asliberry
- benibakbiyo
- blogcuanne
- cakil'in yeri
- cikolata cikolata
- edamame prensesi
- elif savas
- endiseli peri
- ev cini
- hastalardan ogrendiklerim
- hedikedi
- kırk fırın ekmek
- kek ve kahve
- kitubi
- miso
- montessori
- morkoyun
- ne guzel seyler
- neolitik hanim
- nurturia
- rotten tomatoes
- turkish cookbook
- yavruSu
- yesil erik
- yok ki
- Yok Ki'nin Bebisi
- May 2010
- February 2010
- December 2009
- October 2009
- September 2009
- July 2009
- June 2009
- May 2009
- April 2009
- March 2009
- February 2009
- January 2009
- December 2008
- November 2008
- October 2008
- August 2008
- July 2008
- June 2008
- April 2008
- March 2008
- February 2008
- January 2008
- December 2007
- November 2007
- October 2007
- September 2007
- August 2007
Gittim Denver ellerine…
Memur cocugu olmanin insana kazandirdigi(!) en yararli ozellik saniyorum hayal kurma konusunda yasitlarina gore fersah fersah geride olabilmek, boylece de hayal kurmanin ileri safhalari olan cok isteme-gaza gelme-yapabilecegini inanma ve harekete gecme asamalarinda karsilasilabilinecek maddi manevi yikimlardan otomatikman korunabilmektir. Bu, anne babanizin sizin etrafiniza gecirdigi koruma kalkani gibi birseydir adeta. Cocuklukta aile butcesinin ve baskisinin gerektirdigi uzere dizginleyebilme asamasinda zorlanarak tutulmaya calisilan bu icgudusel hayal kurma istegi, yillar gectikce yerini “istesen de hayal kuramama”ya birakir. Aci cekme asamasi coktan geride kalmistir. Artik rahatsinizdir.
Iste ben de o islerden coktan elimi etegimi cekmisken kendimi asagida gordugunuz fotografi cekip sonra da iceri girerken buldum. Gerisi ruya…
Gitarsiz sarki soylerken dinleyicilerin gozlerine bakamayacak hatta konusamayacak kadar utangac ama gitarini eline alinca devlesen o minik kadindan cikan mucizevi sesler; yillardir dinledigim, ama kanli canli gorup dinlemeyi dedigim gibi hayal bile etmedigim…
Insanin kendini kendinden bile daha iyi taniyan arkadaslarinin olmasi iste boyle biseymis. sansliyim vesselam. Gordugum full muameleden sonra soyledim evinde kalayim, cicek gibi yaparim ortaligi, yanina aldir beni dedim…bakalim yapacak insallah.
Vurulmusum zaten daglarina da sehrine de…Bu Denver memleketi ne bicim memleketse sonsuz firsatlar karsisinda kendini aktiviteye vurasin, helak olasin geliyor. Surekli deniz seviyesinden 1 kilometre yuksekte yasayip oksijen azligindan mutevellit kafalarin her daim guzel olmasinin ustune bir de sarabinin, birasinin ve bitmeyen muhabbetinin guzelliginden olsa gerek ne uykusuzluk ne yorgunluk bana misin demiyor…
7300 feet (2 kilometre) yuksekteki, nedense(!) park olduguna inanarak yuruyus yapmaya gittigimiz Estes Park kasabasinda gordugumuz bir tisorttun ustunde yaziyordu:
Dude!! everybody is HIGH in this town!

October 1, 2007 at 9:14 am
Denver i gormedim ama yazdiklarin muthis gorme istegi uyandırdı, tabiri caizse,yemek ceker gibi canım cekti..
Memurus cocuklarin kaderi kısmına ise kesinlikle katılıyorum..Yine de bunu bir tarafa bırakmaya calısıp Denver daymisim gibi yapacagım.
Sahi gordun dinledin canlı canlı Sinead O’Connor u ya nothing compares 2 U….
October 1, 2007 at 9:19 am
fazla uzatmamaya calisarak kisa kestim aslinda denver kismini. fotolari gonderirim sana. US’in egitim seviyesi en yuksek kentiymis. memurus cocuklari kismisi yillardir “ben niye boyleyim” diye sordugum sorularin yanitlarindan biridir.
sagol yorumlar icin.