| M | T | W | T | F | S | S |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « May | ||||||
| 1 | ||||||
| 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 |
| 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 |
| 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 |
| 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 |
| 30 | 31 | |||||
- Uncategorized (72)
- May 7, 2010: geldim yolun yarisina...
- February 28, 2010: bir fincan...
- February 8, 2010: Gidilmeyen Yol
- February 3, 2010: hiç
- December 21, 2009: heryerde kar var...
- December 13, 2009: ozetler...
- October 28, 2009: eserekli...
- October 27, 2009: uyku kardesim ver elini...
- September 20, 2009: onsekiz...
- September 14, 2009: 3 ay...
Blogroll
- almost turkish
- asliberry
- benibakbiyo
- blogcuanne
- cakil'in yeri
- cikolata cikolata
- edamame prensesi
- elif savas
- endiseli peri
- ev cini
- hastalardan ogrendiklerim
- hedikedi
- kek ve kahve
- kırk fırın ekmek
- kitubi
- miso
- montessori
- morkoyun
- ne guzel seyler
- neolitik hanim
- nurturia
- rotten tomatoes
- turkish cookbook
- yavruSu
- yesil erik
- yok ki
- Yok Ki'nin Bebisi
- May 2010
- February 2010
- December 2009
- October 2009
- September 2009
- July 2009
- June 2009
- May 2009
- April 2009
- March 2009
- February 2009
- January 2009
- December 2008
- November 2008
- October 2008
- August 2008
- July 2008
- June 2008
- April 2008
- March 2008
- February 2008
- January 2008
- December 2007
- November 2007
- October 2007
- September 2007
- August 2007
geldim yolun yarisina…
May 7, 2010 by admin.
dilim varmiyor soylemeye; yas ossbes…10 sene once, yani ben 25 olacakken yil 2000 di. OSS matematik sorusuna benzedi yazdiklarim ama idare ediverin. Yillar oncesinden hesaplamistim 2000 yilinda kac yasinda olacagim, ne yapacagim, nerede nasil olacagim diye. ben o kadar oncesinden hesapladim diye midir nedir oyle sIkIci, oyle uyuz girmistim ki 2000 yilina…herhalde bir o kadar uyuz gecirdim ki o yili dogumgunumu hatirlamiyorum bile. oysa ki ne guzel yasmis, 25, edali, isveli, civil civil…akilda kalmaliydi.35 yasima ise BlogcuAnne‘nin dedigi gibi kalbimde yeni acilmis salon salomanje bir odayla girdim. icine sigdiramadigimca sevgi geldi once, ardindan onca sevgiden dogan kacinilmaz bir endise yumagi. ama nasil da buyuk bir coskuyla geldi yeni halim, kollarimi acmis bekliyormusum ne zamandir. zaten buyur edilecek gibi degildi kapilari duvarlari yikti da geldi. degistim, donustum, doganin onunde egildim…anne olmak insani yeniden bastan tanimliyormus. kendime ait kafamdaki butun tanimlar geride ciliz kaldi. yeni ”ben”de kimi zaman annemi buldum, kimi zaman hic tanimadigim “ben”leri. kimbilir daha kimlerle tanisacagim.tum annelerin anneler gununu bir baska kutlarim bu sefer…bizim degistirdiklerimize ve bizi degistirenlere yuregimin salon salomanjesinden sevgilerle…
Posted in Uncategorized | 3 Comments »
bir fincan…
February 28, 2010 by admin.
Dun sabah biz henuz kahvalti bile yapmamisken kapimiz calindi. Karsi komsunun kocasi karli havada pijamayla ve ciplak ayak ustu terlikle kapida. Elinde bir plastik kap ve bir de olcme kabi… Inanamadik ama seker istemeye gelmis. Olcme kabiyla almaya kalkti ama biz o heyecanla seker kabini boca ediverdik adamcagizin getirdigi kabin icine. Kirk yilin basi “varsa bir finca seker” istemeye gelmisler, olcup mu vericez “dukkan senin” diycez tabi:) Sozun ozu; oyle sevindik ki…Durup durup sevindik hem de. Vay be dedik bu da oldu iste…
karikatur buradan alinti)Posted in Uncategorized | 1 Comment »
Gidilmeyen Yol
February 8, 2010 by admin.
Halet-i ruhiyeme fazlasiyla uyan bir $iir oldugundan burada yerini aldi. Yazanin, bulanin, cevirenin, gonderenin ellerine saglik. Orjinali burada
Gidilmeyen Yol
yol çatallanıyordu sararmış bir koruda;
ikisinde birden yol alan tek yolcu olayım!
yazık ki olamazdı bu. yolun biri uzakta
baktım bükülüyordu çalıların ardında,
orada uzun süre durup o yola baktım;
sonra saptım öbürüne, bu da onca güzeldi,
belki aynı yolu seçerdi yerimde kim olsa,
çünkü çimenlerle kaplıydı, çiğnenmeliydi;
ama aslı aranırsa yolların her biri
aynı ölçüde aşınmıştı ayaklar altında.
ikisi de yapraklar altındaydı o şafakta,
ve ayak altında kararmamıştı renkleri.
oh, ilk yolu bıraktım bir başka zamana!
ama bildiğimden nasıl açılır yol yola,
ummuyordum bir daha döneyim geri.
yıllar-yıllarca uzakta bugünlerden
bir iç çekişle söyleyeceğim şunu:
çatallanıyordu yol bir koruda ve ben..
ben saptım birine azdır diye oradan geçen,
işte bütün ayrımı yapan bu oldu.
Robert Frost
Posted in Uncategorized | 2 Comments »
hiç
February 3, 2010 by admin.
yukledim hepimizin hayatlarini sirtima karar esigindeyim.yokolmak istiyorum, yokolmak, hic olmak, hissiz, sahipsiz, esyasiz, cocuksuz, annesiz babasiz, duygusuz, akilsiz, ruhsuz ve bedensiz…hic olmak.
Posted in Uncategorized | 3 Comments »
heryerde kar var…
December 21, 2009 by admin.
yagarken ruya gibi, sonrasi rezillik…
Posted in Uncategorized | 1 Comment »
ozetler…
December 13, 2009 by admin.
Yazmadikca yazamaz oldum…biriktikce birikti hersey. En iyisi bir ozet geceyim;
- Her firsatta kapi araligindan kacip, disarilarda gezip dolanan sonra tekrar eve geri gelen ozgur ruhlu kedimiz Azbeyaz, yaz sonunda eve agzinda gururla getirdigi tarlafaresinden beri ev kediliginden disari kediligine gecip ozgurlugun tadini cikarmisti. Yemegini, suyunu duzenli veriyor, sadece geceleri eve aliyorduk. Aradigim hayvan barinaklarinin biri kedinizi getirebilirsiniz bize diye aradi gecen ay. Aglaya zirlaya vedalasarak ayrildik 6 yillik kedimizden. Bir baskasi onu evlat edinmese bile hayatinin sonuna kadar hayvan barinaginda kalabilecek. Gidip gormek, bal rengi gozlerine bakarak onu ne kadar sevdigimizi tekrar soylemek istiyorum ama dayanabilecegimi sanmiyorum.
- Birkac gun sonra Deniz 6 aylik oluyor. Yarim yildir birarada oldugumuza inanamiyorum. Denizkizi kimi zaman devrilse de artik oturabiliyor, bircok sebzenin meyvenin tadini ogreniyor, agiz dolusu guluyor, saclari uzuyor, sImsIkI sariliyor, tuttu mu birakmiyor, suya bayiliyor, oyuncaklarini geceden sabaha ozluyor, ismiyle seslenince bakiyor, annesiyle babasini mutfakta is yaparken seyretmeye bayiliyor, kucuk kiz sarkisini ne zaman nerede duysa sakinlesiyor, insanlari seviyor, onunla konusan insanlari daha cok seviyor. Zaman akip gecmis gibi geliyor ama her haftanin, her ayin oyle kendine has zorluklari ve guzellikleri oldu ki…Ozellikle annem dondukten sonra sayisiz sabaha yorgunluk ve uykusuzlukla “bugunu de bir atlatsam” diye uyandim. Ama insan yavrusunu nasil seviyormus, yuregine bu kadar cok sevgi nasil da sigabiliyormus saskinlikla yasadim. Sevgi oyle yogun, ve sevdigin insan yavrusu oyle masum-korunaksiz-herseyiyle sana teslim olunca insanin icini körkütük aşıkken oldugundan bile daha cok acitabiliyormus. Hamileyken dogum ve bebek bakimi gibi pratik onemi olan konularin yaninda “bebeginize olan sevginizle basedebilme yontemleri”, “uyuyan bebeginizi seyrederken aglamadan dimdik durmanin yollari” gibi dersler de olmali ki is yuku ve uykusuzluktan korkan bunyeler azindan boyle teselli bulsun diye dusundum.
- Julie and Julia, Moon, Funny People filmlerini begenerek seyrettim. Cumhurbaşkanlığı eski Basın Müşaviri Ali Baransel’in “Bıçak Sırtında” , Dr. Spock’un “Baby and Child Care”, Lise Eliot’un “What’s Going on In There: How the Brain and Mind Develop in the First Five Years of Life”, can dostum Turgay Avci’nin “Iki Teker Oykuleri” ve son olarak da Dan Brown’in “Last Symbol” kitaplarini basucu kitabi yaptim.
- Haftada 2-3 kere spor salonuna gitmeye calistim. Spor salonundaki Deniz’i birakabildigim kisa sureli kres kurtaricim oldu. Deniz’i cok kisa sureligine de olsa tanimadigim bir insanin kollarina ilk defa birakip giderken panik yasadim. Kreste calisan tombul zenci teyzenin kocaman goguslerine kafasini koydu. Donup bana bakmasini bekledim, bakmadi.
- Sayisiz defa uzun hazirliklar sonucu bebekle binbir telas evden cikip, haldir huldur biryerlere gidip, Deniz mizildandigindan birsey yapamadan ayni telasla eve geri geldim. Iste o anlarda cocuksuz, bagimsiz, haliyle kaygisiz gunlerimi cok ozledim.
- Bir kulak iltihabi, bir soguk alginligi, bir kanal tedavisi, ve uzakta gecen bir bayram daha atlattim.
- Butun bu sure zarfinda Turkiye’de olup bitenlere surekli uzuldum, sinirlendim, umutsuzlugun dibine vurdum. Hala dipteyim, bir turlu cikamiyorum.
Posted in Uncategorized | 2 Comments »
eserekli…
October 28, 2009 by admin.
benim kafa gidip geliyor zaten orasi, burasi, neresi derken siyircam yakinda o olacak.
bu teroristlerin davul zurnayla karsilanmalari yillardir kasarlanmis oldugumu dusunmeme ragmen bende soguk dus etkisi yaratti. pismanim demedikleri halde saliverilmeleri “e bir de madalya taksalardi” dedirtti. bir laf vardir “bizim orda gote got derler” diye, bizim orada teroriste terorist derler, yok baris gonullusu, yok acilim kaplani falan demezler. bu adamlar dupeduz eskiya. artik bunlari soyleyeni de demokrasi dusmani ilan ettiler ya iyice aklim sasti. ki bu insanlar ki Ataturk’un adini anmis olani ergenekondan hapse attilar.
Butun bunlar oladursun, teroristler akin akin gelip insan icine karissinlar, oyle acik acik gostere gostere apodan aldik emri desinler, artik terorist aktivitelerini rahat rahat ulke icinde surdursunler, dagda bayirda zor yasam kosullarinda yipranmasinlar, bunca yildir eskiyalik yaptiklari ne sicillerine islensin ne lafi edilsin, senin benim gibi sutten cikmis ak kasik oluversinler falan derken butun bunlari gotunden yumurtlamis olan sahsiyet kiminle gorusmeler yapiyor? bir baska manyakla…ahmedinecad!!! yaw ne sIkI fIKI iliskilerimiz varmis meger bizim Iranla, her firsatta etegine gidip yuz surer olduk.simdi bu adamla gorusmesi kisti cunku…hicbirseyin onemi yok. aman sanki ulkede olsa ne yapacakti ki degil mi? ama insanin gozune batiyor iste. insan sehit ailelerini dusundukce kahroluyor.
bu sahte imza isini hic bilmiyorum. olayin detayini okumadim korkumdan yeminle.
Posted in Uncategorized | 1 Comment »
uyku kardesim ver elini…
October 27, 2009 by admin.
uyuyor simdi.
sabahlari uyandiktan sonra ancak 1-1,5 saat uyanik kalabiliyor. Kucucuk bedeni, surekli sunger gibi absorblayan kafasi ancak o kadar dayanabiliyor. Gunun geri kalan kisminda uyaniklik limitimiz 2 saat.
Uykusuzluga direncim cok cok az olmustur ezelden beri. Taa universite yillarindan beri sabahlayan, gece calisan ogrencilerden hic olamadim. Cunku ne zaman denesem ertesi gunumu bos bos bakip, kazan gibi bir kafayla gecirmisimdir. Deniz dogmadan once de en buyuk korkum uykusuzluga nasil dayanacagimdi. Ama hic korktugum gibi olmadi. Deniz cok uyudugundan degil de daha cok bende ve eminim butun yeni annelerde bebek aglamasini duydugumuzda tavan yapan adrenalinin ve turlu cesit hormonun etkisinden.
Deniz 3 aylik olmadan basladik uyku belirtilerini, gunluk uyku uyaniklik duzeniyle (daha cok duzensizlik) ugrasmaya. Cunku gunduz uykulari yarim saat oluyordu ve hem o hem ben fena yoruluyorduk. Aksam baba geldiginde yorgunluktan ve uykusuzluktan surekli mizmiz, aglak, sinir bir cocuk buluyordu karsisinda. Anne ve bebek grubundan tanistigim annelerle konustum, onlar ne yapiyorlar anlattilar. Bu isin sirri rutinde ve cocugun kendi haline birakilarak sakinlesmeyi ogrenmesindeymis. Yoruluncaya kadar aglatilip pes ettirilmesinden bahsetmiyorum. Ona buralarda “cry it out” diyorlar…Kulaga kotu geliyor gercekten ama uyku duzenini oturtabilmek icin 1-2 kere aci icinde bunu yaptigimizi itiraf ediyorum. Gece yatma rutinimizi hos kokulu bir bebek losyonuyla masaj, ardindan annemizin sesinden Ezginin Gunlugu’nun “Camdan Sakiz Akiyor”unu takiben iyi geceler kitabimizdaki kediye, kopege, tavsana, kuzuya, civcive ve de Deniz’e iyi geceler diledikten sonra besigine birakma olarak belirledik. Odasinda beyaz gurultu olmasina dikkat ettik dogdugundan beri. Arka fondaki beyaz gurultu (yagmur sesi, elektrik supurgesi ya da sac kurutma makinesi sesi) bebege anne karninda duydugu sesleri hatirlatarak uyumasini kolaylastiriyormus. Besige biraktiktan sonra agliyorsa 5 dakika sonra gidip emzigini verip, kafayi soyle bir oksayip odadan geri ciktik. Aglama devam ederse 10-15 dakika sonra tekrar girip ayni seyleri yaptik. Gittikce aglamanin siddeti azaldi ve bitti. Simdi aksam uykularimizda hic aglama yok diyemem, arada oluyor tabi ki ama artik hem Deniz hem de biz bununla basa cikmayi ogrendik.
Gunduz uykularinda masaj ve iyi geceler dileme kismini esgeciyoruz.
Gunduz ne kadar cok uyursa gece o kadar az uyur mantiginin yanlis oldugunu ogrendim. Uyku uykuyu cekiyor bebeklerde. Dinlenmis, sakin bir bebek daha kolay uyuyor, daha mutlu uyaniyor. Bu konuda okudugum “Healthy Sleep Habits, Happy Child” kitabindan cok yararlandim. Yazari Marc Weissbluth cocuklarda uyku bozukluklari konusunda uzmanlasmis bir cocuk doktoru. Uyku bozukluklarinin ve yetersizliginin cocuklarda saldirganliga ve kolik olarak bilinen surekli ve nedensiz aglamalara neden oldugunu soyluyor. Cocuklarin aktif ve hareketli olduklari uyaniklik evresini durgun ama uyanik olduklari bir evre izliyor. Asiri yorgunluk belirtileri sayilan esneme ve gozunu ovusturma, mizildama gibi davranislari henuz gostermeye baslamadiklari bu durgun ama hala uyanik hal en kolay uykuya gecebildikleri hal. Esnemeye, gozlerini ovusturmaya baslamalari asiri yorgunluk evresine girdiklerine isaretmis. Dr. Weissbluth bebeklerin gunlerini ortalama 3 saatlik dilimler halinde yasadiklarini soyluyor. Cogu bebekte iki uyku arasindaki 3 saatinin ise 2 saati uyaniklik, 1 saati uyku. Tabi bu bebegine gore ufak tefek oynamalarla beraber asagi yukari her bebekte ayni. Asiri uyarilmis, yorgun bebegin uykuya gecisi de cok zor ve bol aglamali oluyor. Dogru zamanda yatirilan bir cocukta ise bu gecis cok daha sorunsuz ve sakin. Cogu cocukta gozlemlemisizdir yorgunluktan uyuyamama, ilgi daginikligi ve sacma sapan oraya buraya kosma halini. Iste bu yorgunlugu izleyen son bir enerji patlamasi halini Dr. Weissbluth ilkel caglarda atalarimizin asiri yorgun olduklarinda bile doga kosullariyla basedebilmeleri icin salgilanan bir hormonun onlara son ve guclu bir enerji vermesine bagliyor.
Uyku duzenini oturttugunuzda ise cocuk uyurken ne yapacaginiz tamamen size kaliyor. Kimi zaman 2-3 degisik yemek yapmaya kadar varan verimlilik patlamalarini, koltukta bos bos etrafa bakip kafayi bosaltma terapileri izleyebiliyor. Bugun bendeniz beni uzun zamandir bekleyen temizlik ve daginikligi bosverip bunlari yazmayi sectim. Temizlik bir baska uykuya…
Posted in Uncategorized | 5 Comments »
onsekiz…
September 20, 2009 by admin.
En son 2001′de Ramazan bayraminda Turkiye’deydim.
O son oldu.
Hesapladim.
Onsekiz bayram gecmis ayri gayri…
Onsekiz bogazda dugumle telefonda bayram kutlamasi.
Bu sene Deniz’in varligiyla daha bir koydu uzak olmak.
Inancli ya da inancsiz olmakla ilgisi yok…Sorgulamayiz bile cogumuz. Cocuklugumuzla bagindan olsa gerek en kolay ve belki de en derin icsellestirdigimiz geleneklerden bayramlar.
En azindan onu yapalim dedim, Deniz’e ilk bayramliklarini giydirdim bu sabah.
Posted in Uncategorized | 2 Comments »
3 ay…
September 14, 2009 by admin.
Yarin 3 ayi dolduruyoruz Denizkiziyla. Baktim en son 23 Temmuzda yazmisim bloga. Gecen zaman icinde annem Turkiye’ye dondu. Yilar sonra ilk defa 2 ay boyunca boylesine uzun ve guzel zaman gecirdikten sonra gidisi cok koydu. Duygusal cokuntunun yanisira bir de ev ve bebek isleriyle gun icinde tekbasina ugrasmak zorunda kalmak da tuzu biberi oldu…Annemin evde durmadan is yaptiginin farkindaydim tabi ki ama Deniz uyumuyorken, ki gun icinde cogunlukla uyanik artik, biri Deniz’i oyalamiyorsa, ya da agzindan dusen emzigini zirt pirt agzina geri vermiyorsa evde bir ise baslayip bitirmek nasil da hayal oluyormus daha iyi anladim. O yuzden simdilerde ev temizlendiyse yemek yok, yemek varsa ortalik beter, bazen de hicbiri olmuyor.
Daha once bahsettigim meme karmasasi olayi yalan oldu. Sorunumuz tamamen farkliymis. Bircok emzirme danismaniyla konustum, hatta birinden randevu alip karsisinda emzirdim:) Problem bebegin agzina yutabileceginden daha fazla sutun hem de basincli olarak gelmesiymis meger. Ama bebekler buyudukce bu basincla basa cikmayi ve daha verimli emmeyi ogreniyorlarmis, nitekim bize de oyle oldu. Ilk dogdugunda 1 saat bile emzirdigimi hatirlarim, simdi 10 dakikada islem tamam!
Anlatacak oyle cok sey birikmis ki…Deniz 8 haftalikken dogum yaptigim hastanedeki anne-bebek toplantilarina gitmeye basladim. Yaptigim en iyi seylerden biriydi diyebilirim. Benim gibi ilk defa anne olup, bebekleri 10 haftaliga kadar olanlar katilabiliyordu. Ilk gittigimde en buyuk bebek DEniz’di. Anladigim kadariyla anneler kendilerini disari atmislar resmen. Kimisi 9 gunluk bebegiyle gelmis, kimisi 2 hafta once sezaryanla dogum yaptigi halde cikmis gelmis. Herkes uykusuz, herkes saskin, kimi zaman caresiz ama mutluluk sarhosu…Tabi ilk defa anne-baba olunca, ister deneyimsizlikten, ister paranoyakliktan kaynaklanan komik hikayeler de cikiyor ortaya. Annelerden biri gece bebek aglayinca kalkmis bakmis ki kocasi uyku sersemligiyle yattigi yastigi kundaklamaya calisiyor:) Bir digeri kucaginda bebegini sakinlestirmek icin sallamaya o kadar alismis ki telefonla konusurken kulaginda tuttugu telefonu bir ileri bir geri salladigini farketmis:) Neyse iste bu annelerle birkac kere dersten sonra ogle yemegine gittik, upuzuuun bir masada hem anneler hem bebekler, arada aglayanlar, arada emzirenler, pat pat gaz cikartanlar…Simdilerde arasira parkta yuruyus yapmak icin biraraya geliyoruz. Bu grup sayesinde kafama takilan konularda yalniz olmadigimi gordum. Herkes cabaliyor, herkes arastiriyor, bebeginin dilini anlamaya calisiyordu.
Taa hamileyken bile herkesten 3 ayi dolduran bebekteki mucizevi degisiklikler ve duzene oturmalar uzerine cok sey duydum…Beklentilerim haliyle yuksek…Bizde de var tabi ki birtakim duzene girmeler, buyuyor olmanin bariz belirtileri. Gece uykulari uzuyor, gunduzleri daha uyanik, daha herseyin farkinda, oyuncaklari sadece izlemekle kalmiyor artik ellerini uzatiyor, tutuyor kimi zaman. Hersey bir yana en ama en guzel degisiklik bizi gorunce surata yayilan kocaman gulumseme ve ortaya cikan guzeller guzeli dissiz bir agiz:)
Hani cocuklu arkadaslarla biraya gelince cocuklarindan baska birsey anlatmadiklari, konu ne kadar alakasiz olursa olsun biryerden cocuga baglayiverdikleri farkedilir ya…Benim de basima gelince anladim. Arkadaslar, kizmayin onlara (yani bize)…Hayatimizda baska hicbirsey kalmadi sayilir. yani simdilik oyle. Ne kitap, ne TV, ne guzel bir film, hadi kitabi filmi birakalim koca yazi soyle soguk bir bira icemeden gecirdim, var mi otesi?
Posted in Uncategorized | 1 Comment »
